HİZMETİX DERGİSİ RÖPORTAJI - Ö.Faruk Aslanoba

1.Sektörel olarak değerlendirdiğimizde köklü bir geçmişe sahipsiniz. Bu zaman zarfı içerisinde gerek yerel gerekse dünya çapında birçok ekonomik krizler gördünüz. Köklü, bilinir ve güvenilir bir marka olmanın, bir şirketin varlığını devam ettirmesinin reçetesi nedir, aktarır mısınız?

1930 yılından bu yana süregelen OBASAN geleneğinin endüstriyel yemekçilikte hatırı sayılır bir marka haline gelmesinde, kaliteli ve sağlıklı üretimin yanı sıra müşteri odaklı çalışma prensiplerimizin olması ve değerlerimize sahip çıkan kadrolar ile çalışmamız büyük rol oynamıştır. 2010 yılına kadar sayısız yerel ve dünya çapında krizler ile karşılaştık. Türkiye’de krizlerle yaşamayı ve her an gelebilecek bir krize hazır olacak şekilde çalışmayı öğrenmek zorundayız. Biz üst yönetim olarak şirkette aktif görevde olmayı tercih eden bir idare şekli benimsiyoruz. Yemek fabrikaları yapısal olarak çok dinamik üretim yapan bir fabrika modelidir. Böyle bir sistemde çalışıyor olmak bütün süreçleri yakından takip etmeyi gerektirir. Zaten normal ekonomik ortamda hareketli, dinamik olan şirket, kriz dönemlerinde çok daha dinamik bir yapıya sahip oluyor. Kriz yönetimine tüm grup ve tüm departmanlar olarak geçiş yapıyoruz. En alt kadromuzdan en üst kadromuza kadar kriz farkındalığı yaratabiliyor olmak en önemli avantajımız. Böyle dönemlerde tüm kararlar üst yönetime bırakılıyor. Yatırımlar, reorganizasyonlar ve revizeler tek merkezden yürütülmeye başlıyor ve böylece karar – kontrol mekanizmaları hem etkin hem daha hızlı yürütülmeye başlanıyor. Müşteri portföyümüz gözden geçirilerek daralmadan kaynaklanan kayıplarımızı telafi etmek için yeni stratejiler belirlenir. Hedef firmalar seçilerek gerekli girişimler yapılır ve kapasite gereken düzeyde tutulur. Grup genelinde istatistik ve raporlama düzenini normal periyodundan hariç günlük olarak takip etmek gerektiğinden yeniden bir planlama yapılır. Normal zamanlarda borç – alacak yükünü son derece dikkatli yönettiğimiz için kriz dönemlerinde de bunun avantajını görüyoruz. Her zaman borç – alacak – sermaye dengesini ciddi olarak takip edip, korumamızın faydasını görüyoruz. Ayrıca kriz dönemlerini, tesislerin yenilenmesi,acil yatırımlar ve sistemlerin güncellenmesi (software yatırımı..vs.) gibi konular için fırsat olarak görerek tüm çalışmalarımızı yapmaktayız ve kriz sonrasına daha güçlü hazır olabilmek için çaba sarf etmekteyiz.

2.Yemek işini, çalışanlarla ilgili en ciddi yükümlülüklerden ve şirket verimliliğindeki önemli etkenlerden biri olarak değil, karın doyurma boyutunda değerlendiren satınalma yöneticiler mevcut. Bunun sonucunda ne gibi olumsuzluklar meydana geliyor?

Yemek işyerinde çalışan tüm kadrolar için en iyi motivasyon aracıdır. Her zaman ifade ettiğimiz üzere; iyi sunulan hizmet, kaliteli ve sağlıklı yenilen bir yemek işyeri için çok büyük kazanç demektir. Çünkü iş gücümüz insandır ve biz insana direkt olarak hizmet eden bir iş yapmaktayız. İstatistikler gösteriyor ki; yemek hizmetinden memnun olan kadrolarda; üretim bazında fire oranları düşmekte, hatalı üretim azalmaktadır. Ve kadroların şirkete bağlılıkları artmaktadır. Çünkü siz iyi bir yemek hizmeti alarak, kadrolarınızın bu hizmeti hak ettikleri mesajını veriyorsunuz ve kadrolarınız da sisteme olan inançlarını arttırarak şirket kültürünüzün gelişmesine destek oluyorlar. Yemek satın alınması, bir emtia satın alınması gibi değerlendirilmemelidir. Her iş kolunun ihtiyaç duyduğu yemek düzeni farklıdır. Yemek hizmeti çalıştığınız firma ile ilişkilerinizin partner düzeyinde yürütülmesidir. Uzun soluklu yola çıkılır. Her iki tarafta birbirini belli bir sürede tanır ve ona göre istek, ihtiyaç ve taleplerine cevap verir. Hizmetin kalitesi gün geçtikçe olumlu yönde gelişir. Yemek satın alması kaliteyi ve insana yatırımı ön planda tutan kurumlarda başlı başına ayrı bir değerlendirmeye tabii tutulur. Bu sistemi tüm bu kriterlerin dışında tutmaya çalışan ve yemek firmasını sadece fiyatına bakarak seçen kuruluşlarda, üretim kayıplarının yanı sıra, memnuniyetsiz kadrolar ile çalışmak zorunda kalan yönetimlerin hem işin hatasız ve doğru yapılmasında yetersiz kaldıkları gözlemlenmektedir hem de huzursuz ve mutsuz koşullarda çalışan elemanlarda şirket bağlılığını geliştirmek şöyle dursun, ekip ruhu oluşturulamadığı için iş gücü ve verimlilik hiçbir zaman istenen düzeye ulaşmayacaktır.

3.Yemek firması adı altında faaliyet gösteren, çoğu kayıtsız pek çok şirket sektör firmalarının imajını olumsuz etkiliyor. Bu konuyla ilgili hangi birimlerin nasıl önlem alması gerekiyor?

Merdiven altı olarak tabir edilen, çalışma izni olmayan, gıda sertifikaları ve kalite belgeleri olmadan üretim yapan yemek firmaları maalesef halen hizmet vermeye devam ediyor. Sektör bu tip üretim yapan kayıtsız üretimciler yüzünden ciddi sıkıntı yaşıyor. Öncelikle sağlıklı ve temiz koşullarda üretilmeyen yemeğin insan sağlığını ciddi boyutlarda tehdit ettiğini belirtmeliyiz. Bugün marketten alınan her hangi bir ürünün bile son kullanma tarihine bakmadan sepete koymayan, hatta paket içeriğini okuyup çocuklarına yediren çok ciddi ve bilinçli bir toplum olmaya başlamamıza rağmen, ofiste yenen toplu yemeklerde nedense bu özeni, titizliği ve ciddiyeti göstermiyoruz. Bunda en büyük etkenin, maalesef ucuz yemek olsun, maliyetler düşük olsun fikri olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak yukarıda da özetlemeye çalıştığımız üzere sağlıksız bir yemeğin ana maliyeti çok ucuz olsa dahi, sonuçları tahmin edemeyeceğiniz kadar paralı maliyetlere sebep olabilmektedir. Ucuz yemek alınan en pahalı yemektir, aslında. Merdiven altı firmalar, sektöre ciddi imaj kaybı ve para kaybı olarak etki etmektedir. Müşteriye yansıyan yanlış mesajlar, gerçek dışı fiyatların akredite olması ve sektörün hak ettiği yere bu tip kuruluşlar yüzünden hatalı değerlendirilmesi nedeni ile gelememesi sektörde faaliyet gösteren firmaları ciddi anlamda zor durumda bırakmaktadır. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı – Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nce yapılan denetimlerin arttırılması ve bu yönde olumsuz üretim yapan yerlerin kapatılması gerekmektedir. Biz hem dernekler hem de federasyon kanalları ile gereken bütün bilgilendirmeleri yapıyor ve tüm uygulamaları yakından takip ediyoruz. Umuyoruz ki yakın zamanda yoğun çalışmalarımızın karşılığında bu konulara herkes çok daha duyarlı yaklaşacaktır. Dernek ve federasyon oluşumlarımız sektörün karşı karşıya kaldığı olumsuzlukların çözümünde aktif olarak yer almaktadır. Bunu yanında sektör temsilcilerinin de kendi organizasyonlarının başında aktif göreve katılarak çalışmaları yakında takip ederek yürütmeleri sektöre büyük fayda sağlayacaktır.

4.Şu anda kırmızı et fiyatlarında spekülatif bir ortam var. Sektör temsilcileri fiyatların çok yüksek olmasından dolayı yeni oluşan ek maliyetlerin fiyatlara yansıtılamamasından rahatsız Bu gelişmeler ışığında Obasan hangi önlemlerle bu olumsuzlukları bertaraf ediyor?

Şu anda kırmızı et fiyatları başta olmak üzere, tüm beyaz et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünlerinde yaşanan ciddi boyutla bir fiyat artışı söz konusudur. Bu fiyat artışının spekülatif olup olmadığını zaman gösterecek. Ancak salt spekülatif bir fiyat var ise, bu ortamın vakit kaybetmeden iyileştirilmesi gerekmektedir. Ancak fiyatın spekülatif olmadığını varsaydığımızda ekstra önlemler alınmalıdır. Bu noktada damızlık / canlı hayvan ithalatının kaçınılmaz olacağı öngörülüyor. Beyaz Ette ihracatın önünün açılmasını memnuniyetle karşıladık ancak akabinde fiyatlardaki %20’lik artışa bir anlam veremedik. Bu ters orantının bir an önce çözülmesi gerekmekte. Eğer ihraç edilen beyaz et miktarı iç piyasa ihtiyacından karşılanıyorsa; oluşan iç ve dış taleplerin karşılanması için üretim arttırılmayarak sadece fiyat artışı yapılıyorsa, beyaz et ihracatı amacını aşan bir sonuç yaratmış görünüyor. Bu sonuçların bertaraf edilmesi gerekmektedir. Gıdanın ana hammadde kalemlerinde meydana gelen %60’lara yaklaşan fiyat artışları enflasyon kalemlerinde de gereği gibi yansıtılmamaktadır. Bu nedenle sektör zaten hiçbir zaman gerçek enflasyon oranında artış yapamamaktadır. Bu durumda yaşanan artışların spekülatif olmadığını sonucuna varıyoruz. Eğer artan kalemlerde fiyatlar bir iki ay içinde geri gelmez ise, sektörün genel olarak yeni fiyat tabanlarını oluşturmak ve bu yeni fiyatları hayata geçirmek zorunda kalması kaçınılmaz olacaktır. Çünkü fiyat belirlemede enflasyon artışını taban alan sektörümüz, kırmızı et – beyaz et ve et ürünlerinde, süt ve süt ürünlerinde meydana gelen %60’a varan fiyat artışları karşısında kendi içinde bir kriz ile karşı karşıya kalmaktadır. Kaliteli ve hijyenik yemek üreten bizim gibi firmalar, Türkiye’nin önde gelen markaları ile çalışmak zorunda olduğundan şu anda karşı karşıya kaldığımız fiyat artışlarına ve yansıyan maliyetlere mecburen katlanmak zorunda kalıyoruz ve ayakta kalmaya çalışıyoruz. Bu noktada oluşan ekstra maliyetleri müşterimize yansıtamadığımız için yaşanan olumsuzlukları maalesef bertaraf edemiyoruz. Sektörün ve firmaların ayakta kalması için gerekli fiyat ayarlamalarının yapılması şart olacaktır aksi taktirde sağlıklı ve hijyenik yemek satın alınacak firma bulunamayacaktır.

5.Son olarak eklemek istediklerini aktarır mısınız?

Sürekli gelişime ve talepten önce ihtiyaçları tespit ederek organize olma becerisine sahip bir firma olarak, sektördeki liderlik bayrağını, ulusal düzeyde daha ileriye taşımakla birlikte esas amacımız topluma hizmet etmektir. Bu hizmetimizi de yaptığımız anlaşmalarda birlikte yola çıktığımız müşterilerimizle uzun soluklu işbirliklerimizle gerçekleştiriyoruz. Her zaman en iyi sonuç için çalışan, değişen organizasyonlara kendini adapte edebilen dinamik bir yapıya sahip olarak bizler, Grubumuzda hizmet ve verimlilik memnuniyeti açısından %90’ın üzerinde olumlu sonuçlarla çalıştığımız portföyümüzle sağlıklı ve kaliteli endüstriyel hazır yemek üretmeye ve topluma faydalı olmaya devam ediyoruz.



 

[Diğer Konular]

 

 

 
 

 

 

  copyright (c) 2007 Obasan A.Ş.      obasan@obasan.com.tr

[sayfa başı] [ana sayfa]